Dün sabah itibariyle Diyarbakır - Devegeçidi'nde bulunan 16'ncı Mekanize P. Tugay Komutanlığı'ndaki acemilik dönemimi tamamladım ve icabında vatan için seve seve canımı feda eyleyeceğime and içtim. İnsanın gururdan resmen ense tüyleri dahi diken diken oluyor. Müthiş bir törendi herkesin görmesini, izlemesini isterdim.
Artık tüm onurum ve gururumla usta bir askerim ve görevime Pirinçlik ilçesinde bulunan 25. İkmal Komutanlığı (eski amerikan üssü)'nda devam edeceğim yarın itibariyle. İlk duyduğumda irkildim, 'ne yani amerikan ordusuna mı hizmet edicez lan?' dedim fakat artık tamamen bize ait bir yermiş ve askeri malzemelerin imal edildiği ve sivil işçilerin çalıştığı bir fabrika varmış. Duyunca rahatladım ve Genelkurmay'ın beni stratejik noktalarda görevlendirmeye devam ettiğin düşünerek bir kez daha gururlandım. =)
Yeni görev yerimde internete girme fırsatım olursa girer karalarım mutlaka birşeyler ama en kötü ihtimalle mayıs ayında görüşmek üzere, öperim..
9 Ocak 2010 Cumartesi
6 Aralık 2009 Pazar
Arkadaşlıklar da sahte, tıpkı göğüs ölçüleri gibi..
Wonderbra'nın çok beğendiğim bir reklam çalışması.
Kaynak ise Fikirlik.

fake friends + fake breast sizes = our fake life… =)
Engel bazen...
The barrier is sometimes just a road. Due to roads that are not planned according to their needs, our disabled friends are pushed outside the daily life. Are you aware?McCann Erickson İstanbul’un yaratıcı fikir ve uygulamaları öncülüğünde oluşmaya başlayan Engelleri Kaldır‘ın yeni kampanyası, Universal McCann,41? 29!, Gökçe Erenmemişoğlu, Ströer, Wall, Büyük Baskı Merkezi’nin iş birliktelikleriyle, tüm Türkiye’de açıkhava, basılı mecralar, TV ve internet üzerinden dikkati engellilere değil, engellere çekmeyi hedefliyor. 3 Aralık 2009 tarihinde mecralarda yerini alacak olan kampanya, 31 Ocak 2010 tarihine kadar devam edecek.
A: McCann Erickson Istanbul • YY/CD: Uğur Çakır • AYY/ACD: Oktar Akın • SY/AD: Fırat Yıldız • RY/CW: Deniz Tan • MS/AS: Yağmur Erengül • F/P:Gökçe Erenmemişoğlu • R: Gökçe Erenmemişoğlu, Fırat Yıldız
4 Aralık 2009 Cuma
22 Kasım 2009 Pazar
Yeni Bir Dövme Fikri Buldum
20 Kasım 2009 Cuma
Nefes

Geçenlerde yönetmenliğini Levent Semerci'nin yaptığı çok konuşulan Nefes filmini izledim.
Çok kısa bir süre sonra askere gidecek olmamdan dolayı aslında film hakkında yorum yapmaktan kaçınmayı tercih ediyorum ama etrafta sanki tüm sinemayı yalamış yutmuş gibi dolanıp hiçbirşeyi beğenmeyen, sözde eleştirmenleri(!) de anlamış değilim. Bu tayfa tam olarak, Cem Yılmaz'ın 2008 yılında piyasa sürdüğü oyununun bir bölümünde, sahnede David Copperfield'ı havada uçarken izlerken, 'bah bah ip var mına goim arkhada' diyen tiplerin taklidini yaparak tasvir ettiği modellerden oluşuyor bence. Her filmi Tarantino edasıyla izler bu arkadaşlar. Sen kimsin ki arkadaşım? Neyse..
Filmi beğenirsin beğenmezsin o ayrı konu. Fakat anlatılan olay gerçekten yaşanmış olup, söz konusu da o hain baskında ölen askerler, evlatlar, arkadaşlar, kardeşler olduğu için konuşmadan önce bir kez daha düşünmekte fayda var.
Derim ben.
Tekno-Sa ve Müşteri Memnuniyeti
Merhabalar,
Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, satılan ürün ya da hizmet ne olursa olsun, satış sonrası devam eden 'müşteri memnuniyeti' başlıklı hassas kavram 'marka' olmanın getirdiği en büyük sorumlulukların neredeyse başında gelir.
Bunu ülkemizde de çok iyi yürüten markalar var. Bu sayede müşteriyle kurdukları duygusal bağ onların sürekli zirvede kalmasını sağlıyor.
Fakat bazen de bu hassas konunun sadece yazılan manifestolarda süslü cümleler arasında kaldığını görüyoruz, maalesef.
Buna benzer bir durumu geçtiğimiz haftalarda yakın bir arkadaşım yaşadı. Teknoloji market zinciri Tekno-Sa'dan aldığı cep telefonunu, vaad edildiği üzere sahip olması gereken özellikleri taşımadığını görünce, manifestoda geçen 'memnun kalınmayan ürünün 15 gün içerisinde koşulsuz iade alınması' maddesinden/ilkesinden yararlanmak suretiyle geri vermek istedi. Satın aldığı şubeye başvurduğunda bu sorunun küçük bir yazılım uygulamasıyla aşılabileceği iletildi kendisine. Fakat bu işlemi kendilerinin yapmadıklarını, istenilen serviste yapılabilceğini söylediler. Buraya kadar herşey normal görünüyor evet ama cep telefonuna uygulanan bu işlemin cihazı garanti dışı bıraktığı öğrenilince herşey başa dönüyordu.
Fakat her ne yaptıysa arkadaşım satın aldığı şubeye telefonu koşulsuz iade etmeyi kabul ettiremedi. Bu kez de kendisine %15 kesinti uygulanacağı iletildi. Arkadaşım da firma genel müdürünün internette yayınlanmış tüm röportajlarını ve müşteri memnuniyeti maddelerinin yer aldığı tüm dökümanları bulup çıktılarını alarak dosyaladı. Kendisini ilgilendiren maddeleri bularak keçeli kalemle altlarını çizdi ve yetkililere ibraz etti. Buna rağmen bir karşılık bulamayınca merkeze mail atmayı denedi. Daha sonrasında birgün beraber tekrar şubeye giderek (bu kez kesin iade etmek üzere) şansımızı denemek istedik. Yolda giderken benim tavsiyemle dönerek başka bir şubeye (istinyepark) gitmeye karar verdik.
Burada bizi yönlendirdikleri mağaza müdürü Serkan Karaman, firmanın kendilerine verdiği eğitimlerin dışında kendini son derece geliştirmiş ve müşteri memnuniyeti olgusunu, olaylara müşterinin de gözünde bakabilerek ve aslında konumu ne olursa olsun hayatta herkesin aynı zamanda birer müşteri de olduğunu özümseyerek deyim yerindeyse yalayıp yutmuş bir personeldi. Bunun yanında bize gösterdiği ilgi ve alaka da müşteri memnuniyeti olgusunun sadece manifestolarda süslü cümlelerle yakalanamayacağının kanıtıydı adeta. Önemli olan bunu tüm personele empoze edebilmekti çünkü. Bu başarıyı İstinyepark şubesindeki mağaza müdürü Serkan Karaman gösterebilirken, diğer şube ve çağrı merkezi çalışanlarının gösterememesi merkezi bir sorunu işaret ediyordu. Kaldı ki manifesto maddeleri gayet açık ve anlaşılırdı.
Sonuç olarak Serkan Karaman bizim tamamen haklı olduğumuzu belirterek bizden firma adına özür diledi ve %15'lik kesintiyi de yetkisini kullanarak uygulamadı. Yani para tam olarak iade edildi arkadaşıma. Bu da bu kesintinin mağaza müdürleri yetkisinde olduğunu ve aslında alınmayabildiğini gösterdi bize. Zaten hiçbir dökümanda geçmiyordu böyle bişey ve bizce yasal da değildi.
Hakkında benzer hikayeleri çok duyduğum Tekno-Sa'dan alışveriş edecek olan arkadaşlarımı daha dikkatli olmaları konusunda uyarıyorum artık.
Serkan Karaman'a da kocaman alkış.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
